Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.11.2014

*Bekledik Bunu Çok Bekledik*



Ben hala EHF Şampiyonlar Ligi'nde bir maçın İstanbul'da oynanmasına, oynayan takımın bizim ligden olmasına, o maçı yerinden anlatmış olmama, 4000 civarı seyircinin gelmiş olmasına falan inanamıyorum.

Onu bırakın, dünya gözüyle Şampiyonlar Ligi galibiyeti gördüm. Kabul edelim, Alingsas bu sene Beşiktaş'ın yenebileceği tek rakip gibi gözüküyordu. Maç çok da parlak başlamadı açıkçası. Yaş ortalaması hayli yüksek olan Beşiktaş'a karşı maç boyu çok hızlı hücuma çıkan oyuncuları bayağı sıkıntı yarattı İsveçlilerin. Özellikle oyun kurucularının bile kanatlardan önce hızlı hücuma çıkabiliyor olması ve her seferinde doğru pas tercihleri ile önde götürdüler ilk bölümü. Maç başında Ozan, maçın ilk 15 dakikasından sonra da İvan Ninceviç skor üretmese, ya da Ninceviç şu ana kadarki maçlarda olduğu gibi tutuk olsa fark açılabilir, geriye koşamamak iyice sorun haline dönüşebilirdi. Kaldı ki, özellikle hücumda tıkandıktan sonra Beşiktaş'ın gardı diğer takımlara oranla daha hızlı düşüyor. Ya da şöyle özetleyeyim, Beşiktaş yaş ortalaması yüksek bir takım, geri dönmekte zorlanıp, hızlı hücumdan fazla gol yiyor. Ayrıca fark açıldığında bozulan moralleri diğer takımlara göre daha geç topluyor. Birinci sebep takımın bu seviyede az maç yapmış olması, diğeri de zaten hızlı hücumdan çok gol yemek. Burada Yunus'un çıkaracağı fazladan toplar takımı maç içinde tutar. Bu arada yeni transfer Zrniç beklediğimden daha fitti, ki attığı çevirmeyle ben de koltukta döndüm. Özellikle ekonomik kullanılırsa iki kanadı da maç kazandırabilir artık Beşiktaş'ın.

Şimdi tuhaf bir nokta var, ben gaza geldim. Dört gün sonra Ninceviç bir dokuz gol daha atsa, yapılacak maçı Beşiktaş kazansa, ki mümkün, sonra içeride Wisla Plock'u yense? Yok yok, bu sene gaza gelmek yok.

***Diğer***

- Hafta sonu Ankara Yenimahalle İssy Paris deplasmanından 3 fark yiyerek döndü. İkinci maç için bayağı büyük avantaj. Norveçli Oftedal kardeşler ve atletik Fransız oyuncuların oynadığı bir takıma karşı ikinci maç için daha iyi skorla dönülmezdi.

- Ardeşen Koszalin'le ilk maçına 22'sinde çıkıyor. Niye öyle bilmiyorum ama Kozsalin sadece 13 oyuncu bildirmiş EHF'ye. Ardeşen favori bence. Ancak şu bir gün arayla tek salonda oynanan, bir takımın eşleşmeye ev sahipliği yaptığı turları hiç sevmiyorum. Çok kötü duruyor. Bu arada İzmir BŞB'de Gorodniçanka'dan 13 fark yemiş ilk maçta. Herhalde çok kötü maç oldu ki eurohandball'in sitesi detayları göstermeyip hata veriyor.

- Ankara cepesinde erkeklerde de Challenge'da hafta sonunda İl Özel İdare ve B.B. Ankaraspor'un maçları var. Belediye Zaporojye, İl Özel İdare Differdange'la oynayacak. Dengeli, geçilebilir eşleşmeler gibi görünüyor, ki hazır bu kadar gaza gelmişken Türk hentbolu, waxınıza kuvvet.

Foto: AA (bunu hep yapmak istemişimdir)




1.10.2014

İlk Hafta Sonrası


Grup öncesi değerlendirmemde ilk maç için tek bir şey söylemiştim; “keşke ilk maç içeride olsaydı”.

Olsa, en azından başlarda yakın giden, sonrasında Ramazan'ın şutlarını çözen Corrales'in saçma sapan kurtarışlarla yıldızlaştığı ve Beşiktaş'ın ilk devresinde altı gol atabildiği bir maç değil de, Beşiktaş taraftarının desteğiyle ilk yarısı 1-2 farkla biten ve yakın giden bir maç olurdu. Tabii bunu hiçbir zaman bilemeyeceğimiz için rahatça sallıyorum.

Beşiktaş gergin başlar diye düşünüyordum ama gayet rahattı. Özellikle Yunus Özmusul hakikaten bu sezonun en değerli transferi olmaya doğru gidecek gibi. Kalecilerin transferi çok daha kolaydır Avrupa'da, daha dokuz maç var ve böyle oynarsa çok dikkat çeker. Eksikler bayağı sıkıntılı oldu, orası kesin. Uğur alıştığından fazla süre aldı, hem de en üst seviyede. Ninceviç olsa, Uğur'u da ekonomik kullanma şansı olsa, Müfit hoca oradan daha çok ekmek yerdi bence. Erwin Perez'in erken iki dakika alması ve Barabaş-Nikceviç ikilisi ritme girince Yunus yetmedi, hücumsa Corrales'in absürt performansından dolayı etkin olamadı.

İkinci yarının erken kopmaması biraz mucize gibiydi zaten. İlk 30 dakikada 6 gol atmış bir takım için bence takdire şayan bir mücadele çıkardı Beşiktaş.

Grupta dikkatimi çeken, Kolding'in Flensburg'a attığı fark. Hızlıca bakınca, Danimarka şampiyonunun Flensburg'un hücumlarını bayağı haşat ettiğini gördüm. Kaldı ki skora bakınca görülüyor zaten. Özellikle Kim Andersson füzelerine devam ediyor, ki bence kesinlikle ön tarafa ayakları çabuk bir oyuncunun konacağı 5-1 savunma en mantıklısı olacak. Çünkü pivot genellikle ona pozisyon açıyor ve bamgüm zamanlarına geri dönmüş gibi görünüyor Andersson. Yine Kasper Hvidt de harika bir kaleci performansı çıkarmış. Dileyelim Pazar günü öyle olmasın. Ama şanssızlık, acayip formda geliyorlar.

Grubun diğer maçında Alingsas zaten resmi sitesinden bile “acaba bizim çocuklar Karabatiç'i tutabilecek mi?” diye haber yapmıştı, cevabı hayır oldu. Geçelim.

Haftanın bir başka saçma skorunda yine Almanya var. Prvo deplasmanından iki farklı mağlubiyetle dönen Kiel, sadece gençlerden oluşan bir proje takımına karşı neden sadece 25 gol atabildiğinin analizini nasıl yapacak göreceğiz. Yine de ben bu beklenmedik mağlubiyetin grubu değiştireceğini düşünmüyorum. Tabii ikinci maçlarda La Rioja ilk maçta Brest karşısında attığı gibi gibi 40 gole yakın giderse Kiel üçüncü maçlara can havliyle girebilir. Makedonya deplasmanından geçen sezonun intikamını 5 farkla alan PSG'de nasıl olgunlaştığını gösterdi.

Haftanın en keyifli maçının oynandığı Celje-Metalurg maçından haftanın adamı çıktı. Momir İliç de 11 gol atmış ama Dibirov takımı tek farkla kazanırken, hem de deplasmanda yaptı o işi. Metalurg bu sene çok şey değiştirebilir. Sadece grupta da değil bence, üst turlarda da öyle. Montpellier “bence” güç kaybeden Löwen için test olmadı. 11 fark Löwen için iyi averaj aynı zamanda. Veszprem'inse Medvedi karşısında yediği 32 gol bence soru işareti doğurmalı.

Sezonun en iyi grubu D'de ise Kielce'nin bu sezonu ne kadar ciddiye aldığını en keyifli atmosferlerden biri olan Kadetten karşısında aldığı beş farklı galibiyetle gördük. Hentbolun Mourinho'su Duşabayev'in o kadrou bence çeyrek finale atması büyük iş olur. Ancak gruptan lider çıkma ihtimalleri olduğundan her şey mümkün. Hatta bu sene olmayacaksa ne zaman olacak? Fransa şampiyonu Dunkerque'in kendi evinde yenilerek başlaması benim için hayal kırıklığı olsa da, geçen sezon Löwen deplasmanından 31-31'le puan alan Zaporojye'nin Ukrayna'daki sıkıntılara rağmen yine dişli olacağını görmek iyi geldi.

Güzel başladık. Sinan Erdem'den devam edeceğiz. Bayram, Pazar, uzak dinlemeden, hentbolun en üst seviyesine çıkabilmiş Beşiktaş'ı izlemeye gelmeniz gerek. Ya da şöyle söyleyeyim, belki gol ya da asist yazılmayacak hanenize ama, Beşiktaş kazanırsa sizinle kazanacak. Romantize etmiş gibi gözüksem de, bu böyle.




10.09.2014

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi Grubuna Önbakış


Attığım en kötü başlığa tıkladınız. Nasılsınız?

Reelde hentboldan fazla bahsetmiyorum. Yoksa Twitter üzerinde yaptığım gibi kimseyi ilgilendirmeyen bu spordan bahsetmeye çalışsam aynı "follower"lar gibi sağa sola kaçışacaklarından eminim. Blog yazmaya beraberce niyetlendiğimiz Şanlı Şevket Erbay ile konuşuruz yeri gelir, bazen Dağhan Irak. Ama biraz daha fazlasına ihtiyaç var şimdi.

Şampiyonlar Ligi kurası çekildiğinde Beşiktaş tarihinin en kritik senesi olduğunu düşünmüştüm. Yazın çok alakasız dakikada yaptığı transferlerden haklı olarak acayip heyecanlanıp benim yorumumu almak isteyen Berk Karahan başta, herkes Şampiyonlar Ligi'nin ne kadar yakın olduğunun farkındaydı. Kolay kura da cabası oldu zaten.

Umarım bu sefer ötelemeden, hiç değilse Şampiyonlar Ligi'ni yazabileceğim. Aşırı üşengeçlik nerede sistemi devralacak göreceğiz. Rakipleri tanıtayım diyorum. Gerçi oyunu bilmeyenleriniz de var ama, izledikçe artık.

Bi de Wael Jallouz.

Barcelona

Mantıklı herhangi bir takımın teknik kadrosunun "kimi grupta istemezsin" sorusuna vereceği üç cevaptan biridir Barcelona. Yıllarca hentbolla ilgili dikkat çeken tek tweet'im olan "Barcelona basketbol ve hentbol şubelerinin hocaları aynı isme sahip, Xavi Pascual ehehe" dışında herhangi bir şeye konu olmamışlardı. Şimdi olacaklar.

Darılmaca gücenmece yok. Seviye farkını anlatamam. Yıllardır final four oynayan bir takımdan puan çıkarmak çok mümkün değil. Şöyle bakmak lazım, hiç değilse tarihin en büyük üç oyuncusundan biri, Nikola Karabatiç'i canlı izleyeceğiz. İçeride Tolga ve Josip'i Noddesbo ve Sorhaindo hafif hırpalayacaktır. Onun dışında bundan 6-7 sene önce çift düşüp beni atışa sokan Ozan Arifoğlu Karabatiç veya Entrerrios'a karşı oynayacak Şampiyonlar Ligi'nde, ütopya gibi. 

Grubun lideri olarak çıkmaları çok yüksek ihtimal. Zira liglerinde ciddi bir rakip yok, bütün olay Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak bu sene onlar için. Ha son maç içeride olacak, oraya muhtemelen liderliği garantileyip gelirler ama hentbolda yedek kadro olayı yok. O kötü. 

Deplasman yapmak isteyenler için bulunmaz fırsat. Blaugrana bayağı klas salondur. 

Flensburg-Handewitt 

Bunun yolculuğu takıma biraz koyar. Danimarka sınırında zira. Almanya'da birkaç takım hariç, iyi hentbol takımları hep komünlerdedir. Zaten Karabatiç'in Kiel'den ayrılma sebebi de odur mesela. "Bu ne lan olimpiyat şampiyonu adamım köyde mi yaşayacağım" deyip ayrılmıştı. Haklıydı da.

Flensburg geçen senenin şampiyonu. Çok sürpriz bir şampiyonluktu. Hatta şöyle diyeyim, geçen sene futbolda Şampiyonlar Ligi'ni Leverkusen'in alması gibi. 

Bu sene takımdan Weinhold ayrıldı. Hem savunmada hem hücumda acayip katkı yapmıştı geçen sene. Ayrıca takımın iskeletinden üç İskandinav da ülkesine döndü; Knudsen, Rasmussen, Gustafsson.

Geçen sene Vranjes'in kenardaki ateşleyici varlığı, takımın Holger Glandorf başta olmak üzere tüm oyun kurucu kadrosunun savunma konusunda çok iyi olması ve fiziksel kaliteleri onlara başarı getirmişti. Yine sol kanatta dünyanın bence en iyilerinden Eggert'in performansı (78 gol) da cabası. Bu sezon da dört transferi yine İskandinavya'dan yaptılar ve en kısaları 1.97. Fiziksel olarak mücadele etmek mümkün olmaz.

Deplasmanda zaten mağlubiyeti yazarız da, iç sahada ben özellikle Ninçeviç'in bayağı sıkıntı çıkarabileceğini düşünüyorum. Hızlı hücumlar çok tehlikeli olabilir onlar için. 

Flensburg'u ikinci sıraya yazıyorum grupta. 

KIF Kolding Kobenhavn

Beş sene sonra geçen sene, çeşitli sponsorluk ve takım birleşmeleriyle Danimarka başkentine şampiyonluk taşımış takım kendileri. Klasik İskandinav takımlarına yakın, ayıboğan. 

Takımda üç büyük efsane var; Bo Spellerberg, Kim Andersson ve Lars Jorgensen. Maç kazandıracak adamlar bunlar. Gerisi için fizik itibariyle her biri bir Josip denebilir. Özellikle Almanya'ya benzer iç saha maçları, hentbolda ne zaman baskı kuracağını bilen seyircisi ve tecrübesiyle bayağı ciddi sıkıntı olacaklar. 

Burada bocalayabilirler ama. Mesela geçen sene Makedon Metalurg'u içeride hiçbir deplasman takımı yenemedi. Çünkü hentbol seyircisi fanatiklere pek alışkın değil. O açıdan biraz olsun umut var burası için.

Wisla Plock

Her şey olaydı da, açılış maçı Polonya deplasmanında olmayaydı. Deli atmosfer oluyor.

Şampiyonlar Ligi'nde takımları iyi olmayan ama deplasmanı zor olan üç yer var. İlki Makedonya, ikincisi Polonya, üçüncüsü de Kadetten. Buralarda lige başlamak hoş değil. Kaldı ki, bu seneki kadrosu fazlaca derin Wisla Plock'un. Manolo Cadenas'ın antrenörlüğe gelişiyile eskiden beraber çalışmış olduğu İspanyolları takıma enjekte ettiler. Polonya milli takımından fazlaca oyuncular var. Yine ayıracak olursak, Romanya efsanesi diyebileceğimiz Ghioanea ve geçen sene kapanan Atletico Madrid'den geri dönen Jurkiewicz maç kazandıran adamlar.

Ben buranın deplasmanından yenilmemeyi umardım, ancak ilk maç çok sorunlu. ikinci maç olsa beraberlik derdim. Diyemiyorum. İçeride alınması lazım zaten.

Alingsas

Baştan söyleyeyim, "alingsos" diye okunuyor. İç sesinizi ona göre ayarlayın. Devam ediyorum.

Milli takımı büyük, ligi küçük sayılabilecek bir ülkenin son şampiyonu. Sayfalarını inceleyene kadar herhangi bir fikrim yoktu, şimdi anladım ki proje takımı bunlar. Takımın yarısı 95-97 jenerasyonundan. Bi 3 seneye halter basıp adam yiyecekleri aşikar. Tabii transfer olmazlarsa. 

İçeride dışarıda galibiyet. Alın size gruptan çıkma anahtarı. Tamamı İsveçli, Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan, hatta Ninçeviç'in geçen sene oynadığı Avrupa maçı sayısını hayatında görmemiş adamlar bulunan Alingsas'ı iki maçta da yenmek tek çözüm. 

Hedef gösteriyorum.

Beşiktaş

Yukarıda da dediğim gibi, bu sezon en büyük şanstı, o şans sonunda değerlendirildi. Hentbolsever bi adam olarak ne kadar teşekkür etsem az.

Daha önce gruptan iki galibiyet bir beraberlikle Saray-Bosna çıkmış. Olmaz mı, aslında olur gibi. Ama bu sefer yetmez. Şöyle anlatayım; o grupta üç büyük takım, alttaki üç küçük takımı ezmiş. Kendi içlerinde yaptıkları maçlarda da en iyi küçük takım Saray-Bosna olmuş, dördüncü çıkmış. Burada maalesef öyle bir şey yok. Bence Barcelona birinci kategori, Flensburg bir buçukuncu kategori, Wisla Plock ve Kolding iki buçukuncu kategori takımları. O yüzden gereksiz bir denge var. Yani çıkmak için üç galibiyet bir beraberlik en düşük hedef, hatta belki de yetmez. Neyse, daha mühim sorularım var

Şimdi;

- Maçlar nerede oynanacak? Sinan Erdem ve Ankara deniyordu en son. Ankara olursa galonlarca inciri berbat etmiş olacağız. O kadar.

- Hedef ne olacak? Takım başarılı. Bitti. Buradan sonrası hedefin üzerine çıkmaktır, başarısızlık diye bir şey olmaz. Beşiktaş bütün maçlarını kaybetse de kimsenin gıkı çıkmaz. 3 sene üst üste gruplara kalınsın, sonra grupta ilk dört hedfiyle başlarız. 

- Seyirci olacak mı? Gerçi ilk soru cevaplanmadan nerede vereceğiz bunun cevabını da, oldu da Sinan Erdem ayarlandı. N'olacak?

Ben heyecanlandım. Blogun üstündeki ölü toprağını da attım. Bu sene Şampiyonlar Ligi'nin adresi bu blog. İddialı oldu, vazgeçtim. Üşengeç adamım.

26.11.2011

Avrupa'da İlk Maçlar Tamamlandı


Bir hafta sonra başlayacak Kadınlar Dünya Hentbol Şampiyonası sebebiyle kadınlarda Avrupa Kupaları'na ara verildi, ancak EHF Kupaları'nda heyecan, erkeklerde devam ediyor.

Temsilcilerimizden Kupa 2'deki Beşiktaş, bugün avantajlı bir skor almak için çıktığı Sport Hall Kralija Tomislava'da Hırvat Nexe Nasice'ye 31-19 yenilerek turu zora soktu. İlk yarısı 12-8 biten maçı 19 golle tamamlayan Beşiktaş, ikinci yarıdaki kötü hücum performansıyla İstanbul'a çok çok zor bir iş bıraktı.

Kupa 3'teki iki temsilcimizden Ankaraspor Maccabi Tel Aviv'i 25-18 geçerek rövanş için 7 gollük bir avantaj sağlarken, özellikle 8 gol atan Tuğberk Çatkın, maçı Ankara ekibine getiren oyuncu oldu. Diğer temsilcimiz Trabzonspor ise Azeri yıldızı Sergey Georgiyevski'nin 12 gollük müthiş performansına rağmen Sporting'e evinde 31-29 yenilerek ikinci maç öncesinde işini zorlaştırdı. 

Milli Piyango - Gummersbach maçını ise dün bloga yazmıştık.

Milli Piyango ikinci maçını yarın oynayacak. Diğer temsilcilerimizin rövanş maçlarıysa 2-3 Aralık'ta.

1.10.2011

Farklı başlangıç

Türkiye Erkekler Hentbol Süper Ligi'nde 30. sezon başladı. 2011-12 sezonunun ilk haftasında son beş yılda 4 kez şampiyon olan Beşiktaş ile, aradaki tek kupanın sahibi İzmir Büyükşehir Belediyesi karşı karşıya geldi. İlk kez özel bir televizyondan (NTV Spor) canlı olarak yayınlanan mücadeleyi 35-23 kazanan Beşiktaş, lige çok iyi bir başlangıç yaptı.

Esenler'deki Hakkı Başar Spor Salonu'nda oynanan karşılaşmaya iyi giren Beşiktaş, ilk 15 dakikada beşe çıkardığı farkı maç boyunca artırarak 12 farklı galibiyete ulaştı. Savunmada aksayan İzmir ekibine karşı hızlı hücumlarda Oğuzhan Büyük ile etkili olan Beşiktaş, skoreri Ramazan'ın da devreye girmesiyle rahat bir galibiyete uzandı. İzmir BŞB, 17-10 geride başladığı ikinci yarıda bir ara farkı dörde indirse de Beşiktaş, rakibinin savunmadaki hatalarını değerlendirerek galibiyete uzandı. Ramazan Döne'nin 12 gol attığı maçta Oğuzhan da 10 gol ile skora katkı yaptı.

İlk haftanın diğer sonuçları şöyle:
Maliye Milli Piyango-Akdeniz Üniversitesi: 41-28
Çankaya Bld Anka-Trabzonspor: 38-22
Mersin Yenişehir-BB Ankaraspor: 16-34
İl Özel İdare-Beşparmakspor: 36-26
Nilüfer Bld-Çukobirlik: 36-31

Foto: bjk.org.tr

13.08.2011

Eleme programı belirlendi

EHF Şampiyonlar Ligi'nde üç grupta 12 takımın ter dökeceği eleme maçlarının programı belli oldu. Avrupa Hentbol Federasyonu, bu yılki eleme grubunda değişikliğe giderek tek devreli lig sistemi yerine dörtlü final sistemini yürürlüğe koydu. Buna göre ilk günün galipleri, ikinci gün gruptan çıkıp Şampiyonlar Ligi'ne kalacak.

Türkiye Süper Ligi şampiyonu Beşiktaş, Viyana'daki grupta İsveç ekibi Savehöf ile karşılaşacak. 3 Eylül'deki karşılaşma TSİ 18.45'te başlayacak. Siyah-beyazlı takım bu maçı kazanırsa, Belarus'tan Dinamo Minsk ve ev sahibi ülkenin temsilcisi aon Fivers galibi ile devler arenasına kalma maçı oynayacak.

EHF Şampiyonlar Ligi elemelerinde oynanacak maçların ilk gün (3 Eylül) programı şöyle:

Grup 1, Preşov (Slovakya)
AEK (Yunanistan) - Partizan (Sırbistan)
Tatran Preşov (Slovakya) - FC Porto Vitalis (Portekiz)

Grup 2, Viyana (Avusturya)
IK Sävehof (İsveç) - Beşiktaş (Türkiye)
Dinamo Minsk (Belarus) - aon Fivers (Avusturya)

Grup 3, Tel Aviv (israil)
FH Hafnarfjördur (İzlanda) - Haslum (Norveç)
HC Metalurg (Makedonya) - Maccabi Rishon (İsrail)